demokrasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
demokrasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0 yorum

Türkiye de ki Örgütsel Eylemlerin Nedenselliği


Meselenin özü şu ki artan şiddet olayları kabul edilmeli ki eylemsizlik ve çatışmasızlık kararlarının bir müddete kadar sona ermesidir. Şu unutulmamalı ki PKK Türkiye de ki düzenin ve sistemin dışında bir örgüttür. Yani Kürt sorunu denen meselenin "sistem" içerisinde demokratik yollarla çözülmesi PKK yı çokta fazla ilgilendirmemekte. Örgütün, demokratik temelli partisel uzantılarının düzen dahilinde ki seçim ve politik başarılarını da önemsediğini düşünmemekle birlikte, sistemi hepten yok sayan ve kaosla birlikte iç çatışma vb.. yıkıcı kararları uygulayarak "çatışmadan yeni bir düzen" yaratmak isteyen bir yapıda olduğu da açık. (Teoriye kısaca girecek olursak; Toplum ve devlet arzuları tatmin etmeye dönük olarak insan aklının bir icadıdır. Barış, insan arzularının daimi tatmini için bir sine qua non (olmazsa olmaz) konumunda olsa da, doğadan gelen bir nitelik de değildir. Doğanın getirdiği şey çatışmadır. Barış insanların isteği, barışın karşıtı olan çatışma ise onların doğal durumudur. Çatışmayı bütünüyle ortadan kaldırmaya girişmek beyhudedir. Buradaki tek çıkar yol çatışmayı toplumsal yaşamla uyumlu hale getirmektir; böylece çatışma, toplumun asıl amacına – insan arzularının sürekli tatmini – hizmet etmesini engellemeyecektir. Tarihi sınıf çatışmaları olarak yorumlayan Marksistlere göre burjuva ideolojisinin öne sürdüğü gibi devlet toplumun dışında ve yansız olamaz. Devlet egemen güçlerin bir baskı aracından başka bir şey değildir. Devlet ezeli ve ebedi olmadığı gibi, sömürü düzeninin yok olabilmesi için devletin de sönümlenmesi ,yani ortadan kaldırılması şarttır. Komünizmin asıl hedefi de tam olarak budur.) Bu açıdan bakacak olursak; örgütün tek nihai hedefinin kargaşa,çatışma ve kaostan dogacagina inandığı sistemin dışında yeni bir yapıyı inşaa etmeye çalışmak olduğunu görürüz. Çok başlı bir yönetim kadrosu olan örgüt uzlaşı ve demokratik temelde masaya oturulabilecek bir yapıda değildir. Örgüt dogasi geregi kendini merkezden yönetememekte ve sonuç itibariyle de meselenin Türkiye icerisinde ki sistem temelinde masabaşı çözümü imkansızlasmaktadir. Bu şartlar altinda çatışma kültürünü baz alarak kendi ideolojik temeli dahilinde belirledigi cizgilere uygun bir düzeni nasıl hayata gecirebilecegi meselesi ciddi soru işaretleri oluşturuyor. Velhasıl siyaset terminolojisine giren "demokratik yolların kapanmasi" -(ki demokratik bir yolun olmadığının görülmüş olmasından dolayı)- deyiminin de örgüt nezdinde sürecin başından beri yok hükmünde oldugu da ayrıca açığa çıkmış oldu.

0 yorum

Cumhurbaşkanlığı Seçimine Doğru



Cumhurbaşkanı makamı nedense cogu zaman cogu kişinin coğu kez dikkatini dahi çekmemistir. Belki bastakilerin meziyetsizligi belki de gercekte bu makamın özünde bulunan geri planda durma kompleksi sebebiyle dünden bugüne algı hiç değişmedi. Cumhurbaşkanının önemli fakat hep arkada gölge gibi durması gerektigi gibi bir düşünceye kapıldık. Bilinç altimiza yatan bu fikrin peşinden gittik. Her gelecek olan sahsiyetinde aynı dereden hep aynı suyu getirecegine inandık. Yani lider vasıflı birini hayal dahi edemedik. Esasında lider kelimesinin bu makama ne derece uygun kaçtığını bu zamana kadar idrak edemedik. Yani çıkıp gelen bir kisinin liderlik meziyetlerini sergilemesini gözlemleme şansımız olmadı. Dedigim gibi ya kisilerden sebep veyahutta makamin gecmisten gelen gelenekselliginden kaynaklanıyor. Yeni seçimlerde bu alginin sil baştan değişeceği düşüncesini taşıyorum. Bildiğimizi sandığımız görev tanımlarının aslında gerçeği yansıtmadığını göreceğiz. Uzun zamandır başkanlık gibi bir sistemin oturtulmaya çalışıldığını hepimiz biliyoruz. Yapılmak istenen Erdoğanın tek elden güçlü yetkilerle otoriterligini arttırmak suretiyle toplumsal baski mekanizmasini harekete gecirip tek bir bireye ulasincaya dek oto kontrolü sağlamasıdır. Cumhurbaşkanlığı ile başkanlık sistemi arasindaki ince çizgi iste budur. Otoritelesmenin sonucunda anti demokratiklesme ile özgürlükler kapsaminda demokratiklesme sınavı verilecek. Erdoğanın totaliter kişiliği buna en büyük tehdittir. Yani tek bir birey kalıncaya dek yaşam alanlarına müdahale etme anlamına gelen totalitizm önümüzde ki en büyük engel gibi durmaktadır.  Kisilik yapisindan kaynaklı bu tip kompleksli ruh halleri toplum sağlığı icinde sakıncalıdır. Zaten yeterince otoriterlik şikayetleri eden bizler kim bilir ne derece bir kişilik degisikligine evrilecegiz. Demek istedigim bu yeni kılıf değiştirmiş anlayış pek değişmeyecek. Toplumların dinamiklesen dusuncelerinin er yada gec bu fikri çürüteceğini düşünüyorum. Ne de olsa ailesel ve içerisinde yaşadığımız çevresel etmenler algılarımızı hep belirli perspektifler etrafında sekillendiriyor. En önemli mesele kendi sınırlarımızı  zorliyamiyor kalıplarımızın dışına çıkamıyoruz. Bu kıtlaşan etki mekanizması bizleri belli bir seviyeye ulaşmada örseliyor. Muhafazakarlık dediğimiz anlayış tam bu noktada ortaya çıkıp hayatımıza ve düşüncelerimize belirli bir sınır koyuyor.