seçmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seçmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0 yorum

HDP'nin Seçim Bildirgesine Bakış


Seçimlere oldukça kısa bir süre kala partilerde seçim çalışmalarına hız verdiler. Siyasi manada her yönden seçmeni tatmin etme gayretiyle hareket eden siyasi oluşumlar seçim beyannamelerini bir bir açıklamaya başladı.Günümüzde geçmişten farklı olarak halk kitleleri o çok bilindik vaatleri pek dikkate almamakta. Geçmişin halkta getirdiği güven bunalımı şu anda parti bazlı vaatleri önemsiz kılıyor. Fakat buna rağmen vaatlerinde sonu gelmiyor. CHP ve HDP seçim beyannamelerini kamuoyuna duyurdu. Kişisel izlenimlerime HDP üzerinden devam edeceğim çünkü oldukça dikkat çekici idealist ve reform ağırlıklı bir program hazırladıklarını söyleyebilirim. CHP nin ki daha sığ, basit ve maddiyat üzerine kurulu ve gelecek vaat etmeyen tarzda bir program olmuş. Yani bir nevi günü kurtarma telaşı üzerinden hareket etmişler. Öncelikle HDP sosyalist tabanlı bir program üzerinden Türkiye'de ki sistemi temelden etkileyecek öneriler sunmuş. Önemli olan noktada bu zaten. Oldukça tutarlı, dinamik ve gerçekçi bir seçim kampanyası yolunda önemli bir mesafe katettikleri kanısındayım. Her ne kadar Türkiye de ki siyasi ortamda izledikleri politika ve ideallerini bir köşeye atacak olursak oldukça oturaklı, güven veren  ve ayakları yere sağlam basan bir program oluşturduklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Avrupa da ki gerçek solun siyasi normlarına uygun bir takım reform önerileri göze batıyor. Dikkat çekici ve radikal maddelerle seçimlere hızlı bir giriş yapmışlar. HDP nin evrensel solun benimsediği kriterleri oturtarak sisteme entegre etmek istemesi önemli. Özellikle sosyalist ideolojinin önemli bir takım kıstaslarını düzene oturtmak gerekiyor. Bu manada kararlılık ve bir o kadar da istikrar şart. HDP nin bu şartlar altında- özellikle Türkiye partisi olma yolunda- başarı kazanabilmesinin anahtarı çoğulcu ve her kesimden insanlara kucak açmasından geçiyor. Kürt etnik milliyetçiliğine kayan bir siyaset hamlesi çoğulcu demokrasilerde kabul edilir bir şey değildir. Bu açıdan bu yeni partinin Türkiyelileşerek yoluna devam etmesi gerektiğine inanıyorum. Zaten programlarıyla da kendileri de bunu belirtiyorlar. Fakat ben yine de en büyük handikabı bu Türkiyelileşememeye bağlıyorum. Oy oranlarını etkileyecek en önemli şey Türk seçmene de bu güveni aşılamak yani evrensel solu herkesle buluşturmak. HDP nin ileri ki dönemlerde bu tip bir siyasi anlayışı kemikleştireceğini tahmin ediyorum. Çünkü hem kendileri hemde gerçek solun önünün açılması buna bağlı. Şimdi seçim beyannamesine geçecek olursak dikkat çekici maddelerden en önceliğini ''kadın hakları'' alıyor. Kadın Bakanlığı ve 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü resmi tatil yapma gibi öneriler dikkat çekici. Cinsiyet ayrımcılığına dur diyen maddeleri hayata geçirmekte ısrarcılar. Bu konuda HDP nin samimiyetine inanıyorum çünkü aday milletvekillerinin yüzde kırkını kadınlar oluşturuyor. Zaten kadınların parti içerisinde ki ağırlığını da bilmeyen yoktur. Bu konuda oldukça şeffaflar. LGBT Hakları da oldukça özgürlükçü ve dünya da ki gerçek demokrasiler de uygulanan kıstaslar arasında yer alıyor. İnanç ve din özgürlüğünün diğer kesimlere ve azınlıklara doğru yaygınlaştırılması da önemli. Alevi yurttaşların ibadet ve inanç özgürlükleri pakette kendine sağlam bir yer edinmiş. Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılması da tek kutuplu bir inanca göre şekillenen sömürünün sona ermesini sağlayacak önemli bir adım olacak.Vicdani red hakkının yasalar nezdinde kabul edilebilecek olmasını ben özellikle çok önemli buluyorum. Ayrıca asgari ücret  artışı, taşeronlaşmanın tasfiyesi ,sosyal adaletin sağlanarak gelir üzerinden alınan vergilendirme sisteminin top yekün yeni baştan düzenlenmesi,toplumun sosyal yaşamını ilgilendiren konular da sunulan-eğitim ve gençlik bursları- öneriler çarpıcı. Sansürlerin -özellikle internet ve basın- kaldırılması ,işçi ve emekçi haklarının genişletilmesi, merkezi ve despot yönetimin gücünün halk nezdinde zayıflatılması, özgürlüklerin önünde ki engellerin kaldırılması ,anadilde eğitimin temel haklar arasına alınması ,barış sürecinin işlevselliğinin esnetilerek genişletilmesi, kavgadan uzak barışçıl dış politika, emperyalist ve kapitalist politikaların reddi, insan haklarında özgürlüklerin evrensel normlara çıkarılması ,geçmişte işlenen soykırım vb.. suçlarda şeffaf bir siyaset gütme anlayışı ve çalışan haklarını sendikal yönde arttırma gibi oldukça idealist fikirler öne çıkıyor. Ben bu anlayışın Türkiye'nin uzun vadede önünü açacağını düşünüyorum. HDP seçimi kazanır veya kazanamaz ya da bu vaatleri gerçekleştirir veya gerçekleştiremez fakat bundan daha önemlisi şu ki oldukça düzgün ve tutarlı bir yolda olduklarını rahatlıkla söyleyebiliyor olmamızdır..

0 yorum

Cumhurbaşkanlığı Seçimine Doğru



Cumhurbaşkanı makamı nedense cogu zaman cogu kişinin coğu kez dikkatini dahi çekmemistir. Belki bastakilerin meziyetsizligi belki de gercekte bu makamın özünde bulunan geri planda durma kompleksi sebebiyle dünden bugüne algı hiç değişmedi. Cumhurbaşkanının önemli fakat hep arkada gölge gibi durması gerektigi gibi bir düşünceye kapıldık. Bilinç altimiza yatan bu fikrin peşinden gittik. Her gelecek olan sahsiyetinde aynı dereden hep aynı suyu getirecegine inandık. Yani lider vasıflı birini hayal dahi edemedik. Esasında lider kelimesinin bu makama ne derece uygun kaçtığını bu zamana kadar idrak edemedik. Yani çıkıp gelen bir kisinin liderlik meziyetlerini sergilemesini gözlemleme şansımız olmadı. Dedigim gibi ya kisilerden sebep veyahutta makamin gecmisten gelen gelenekselliginden kaynaklanıyor. Yeni seçimlerde bu alginin sil baştan değişeceği düşüncesini taşıyorum. Bildiğimizi sandığımız görev tanımlarının aslında gerçeği yansıtmadığını göreceğiz. Uzun zamandır başkanlık gibi bir sistemin oturtulmaya çalışıldığını hepimiz biliyoruz. Yapılmak istenen Erdoğanın tek elden güçlü yetkilerle otoriterligini arttırmak suretiyle toplumsal baski mekanizmasini harekete gecirip tek bir bireye ulasincaya dek oto kontrolü sağlamasıdır. Cumhurbaşkanlığı ile başkanlık sistemi arasindaki ince çizgi iste budur. Otoritelesmenin sonucunda anti demokratiklesme ile özgürlükler kapsaminda demokratiklesme sınavı verilecek. Erdoğanın totaliter kişiliği buna en büyük tehdittir. Yani tek bir birey kalıncaya dek yaşam alanlarına müdahale etme anlamına gelen totalitizm önümüzde ki en büyük engel gibi durmaktadır.  Kisilik yapisindan kaynaklı bu tip kompleksli ruh halleri toplum sağlığı icinde sakıncalıdır. Zaten yeterince otoriterlik şikayetleri eden bizler kim bilir ne derece bir kişilik degisikligine evrilecegiz. Demek istedigim bu yeni kılıf değiştirmiş anlayış pek değişmeyecek. Toplumların dinamiklesen dusuncelerinin er yada gec bu fikri çürüteceğini düşünüyorum. Ne de olsa ailesel ve içerisinde yaşadığımız çevresel etmenler algılarımızı hep belirli perspektifler etrafında sekillendiriyor. En önemli mesele kendi sınırlarımızı  zorliyamiyor kalıplarımızın dışına çıkamıyoruz. Bu kıtlaşan etki mekanizması bizleri belli bir seviyeye ulaşmada örseliyor. Muhafazakarlık dediğimiz anlayış tam bu noktada ortaya çıkıp hayatımıza ve düşüncelerimize belirli bir sınır koyuyor.