Yazar : Stefan Zweig
Yayın : Everest Yayınları - 304 Sayfa
Çeviri : Ahmet Arpad
Biyografik yazılarıyla tanıdığımız Stefan Zweig bu kitabında tarihin çeşitli dönemlerinde yaşayan kişiler ile yaşanan olaylara dair izlenimlerini yansıtıyor. 14 farklı olay ve kişinin anlatıldığı bu kitapta Zweig'in işin içine kattığı psikolojik izleri de görebiliyoruz. Anlatıyı gerçekçi ve sade bir üslupla anlatırken kişilerin ruh hallerini de dikkatlice analiz ediyor. Eser esasından insanlık yazgısını belirleyen ve tarihe damga vuran küçük zaman dilimlerinde gerçekleşen olaylara dikkat çekmek istiyor. Çünkü tarih her zaman yazılmıyor sadece birikimini yüzyılların hazırladığı anlık olaylar tarih kitaplarında yer bulabiliyor. Kitapta anlatılan konulara gelecek olursak yazar oldukça geniş bir yelpaze belirlemiş. Büyük Okyanusun keşfi, Bizansın fethi, Güney kutbunun keşfi, Yeni Helvetia ve Suterin hikayesi, Napolyonun sonu, Marseillaise Marşı, Amerika-Avrupa arası telgraf hattı projesi ile Handel, Cicero, Dostoyevski, Tolstoy, Lenin ve Wilsona kadar çeşitli şahsiyetlerin insanlık tarihine mal olmuş önemli anlarına ışık tutuyor. İnsanlık için önemli olmakla birlikte ayrıca tarihin yazgısını da değiştiren bu olaylara Zweig in gözünden bakmanın bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum.
Toplumsal eşitlik ve uyum, sadece kamusal görev üstlenmiş kişilerin insanların çıkarları uğruna kendi çıkarlarından vazgeçmeleri ya da onları ertelemeleriyle mümkün olabilir. -Cicero-
İktidar hırslısı biri için ideal değil kişisel güç, onur değil elde edeceği ganimet önemlidir. -Cicero-
Şiddet uygulama gücünü elinde bulunduran kişi adalete tecavüz ediyor demektir. -Cicero-
Yüzü düşmana dönük ölmek, yere çarptırılarak katledilmekten daha onurludur. -Cicero-
Hiçbir sanatçı günün yirmi dört saatinde aralıksız sanatçı değildir.
Gücüne güvenerek savaş hazırlığına başlayanlar, silahlanana kadar hep barıştan söz ederler.
Bütün büyük askeri hareketlerde düşmana şaşırtmayla indirilen darbe kesin başarıya ulaştırır.
Ne yazık ki dünya tarihinde insanlar hep tehlike kaçınılmaz olduğunda birleşmeye karar verirler.
Sadece acı çeken biri sevincin değerini bilebilir.
Yaşlı bir insan ne ölümü aramalı ,ne de onu geciktirmeye çalışmalıdır. -Cicero-
Yazar Hakkında :
Stefan Zweig, (d. 28 Kasım 1881, Viyana, Avusturya-Macaristan - ö. 22 Şubat 1942, Petrópolis, Rio deJaneiro, Brezilya) Avusturyalı romancı, oyun yazarı, gazeteci ve biyografi yazarı.Babası varlıklı bir sanayici olan Stefan Zweig, küçük yaşlardan itibaren kültür ve edebiyat alanında eğitim görmeye başladı.Avrupa’nın içine düştüğü durumdan duyduğu üzüntü ve yaşamındaki düş kırıklıkları nedeniyle 22 Şubat 1942'de Rio de Janeiro'da, karısı Lotte ile birlikte intihar etti.
stefan zweig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stefan zweig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnsanlık Tarihinde Yıldızın Parladığı Anlar
Gönderen ukteci zaman: 1/10/2015 08:47:00 ÖS
Etiketler: anlatı, biyografi, derleme, edebiyat, inceleme, kitap, özet, stefan zweig
Dünün Dünyası
Yazdığı biyografilerle bir döneme damga vuran usta yazar Zweig bu sefer kendi otobiyografisiyle karşımıza çıkıyor.Dünün Dünyası isimli eseri eğitim yıllarından başlamak üzere Avrupanın gelişimi ve kültürü hakkında önemli bilgiler içeriyor.Ayrıca politika ve sanatında içerisine bulunduğu 19yy. başlarından ,ikinci dünya savaşının başladığı 1939 yılına dek süren olayları ,içerisinde bire bir bulunan bir Avrupalı gözüyle aktarıyor. Avusturyanın o dönem ki siyasi tarihi ile şartlara göre gelişen ideolojilerinde yer aldığı geniş bir konu yelpazesini ele alan yazar ayrıca insan ilişkileri ve kültürleri üzerinde de duruyor. Sanat,felsefe ve toplumsal tabularında geçen zamanla birlikte ne derece evrimleştiğini göstermeye çalışan yazar bunlarla birlikte sürgün yıllarından ve seyahatlarından da önemli bilgiler sunuyor.Savaşların insanlar ve toplumlar üzerinde ki yıkımı konusuna da ayrıca uzunca değiniyor.Kitap özetine geçecek olursak;
Zweig'in kendi yaşam öyküsü konumunda ki bu kitap eğitim döneminin anlatılmasıyla başlıyor. Avusturyanın monarşi yıllarında ki katı ve muhafazakar toplum yapısıyla birlikte ayrıca eğitim kurumlarının sert ve kapalı bir topluma uygun tarzda eğitim verdiğini belirtiyor. Eleştirel tarzda ,monarşinin o günün koşullarında insanlar üzerinde ki otoritesini sorgulayan Zweig ayrıca yüksek Viyana kültürünün çekirdeğini oluşturan Yahudiler hakkında da dikkat çekici bilgiler vermekte. Kendisi de bir Yahudi olan Zwieg bütün sanat dallarının gelişmesinde ve belirli bir seviyeye ulaşmasında Yahudilerin sunduğu katkılara yoğunlaşıyor. Yazarlık döneminde ki ilerleyişinden ve güçlükler karşısında gösterdiği dirençten bahsediyor.Siyonizmin fikir babası olan Theodor Herzl ile yakın diyaloğunu anlatıyor.Toplumsal olarak bir tabu olarak görülen cinselliğin o dönem insanlarının üzerinde ki etkilerinden bahsediyor ve kadın erkek ilişkileriyle giyim kuşam tarzlarından örnekler sunuyor.Konular sınırsız derinlikte ve çok akıcı bir dille anlatıldığı için okuyucunun sıkılmadığını belirtmek isterim. Zweig in dünya savaşları dönemlerinde yapmış olduğu Amerika,Hindistan,Brezilya ve Arjantin anıları da ayrıca hitapta yer alan bölümler arasında. Sanatçılar ve sanat üzerinde oldukça uzun durmuş Zweig. Hem kendi kariyeri hemde o dönemde arkadaş olduğu bir çok tanınmış ressam,yazar,heykeltıraş,şair ve müzisyen hakkında önemli bilgiler veriyor. Avrupanın siyasi olarak ne tür bir değişim geçirdiğini tüm açıklığıyla ele almış. Kendi eserleri hakkında da ayrıca bilgiler sunuyor. Mussolini ve Hitler dönemlerinde ki çalkantılı Avrupayı çok iyi dile getirdiğine inanıyorum. Ayrıca monarşiden cumhuriyete geçen o dönemin Avusturyasını da ustaca anlatmış.Ahlaki çöküntüyle birlikte savaş sonrası-Birinci Dünya Savaşı-hep farklılık arayan insanların yol açtığı bozulmaya da değinmiş.Devletler arası casusluk faaliyetlerini bire bir yaşamış bir insan olarak canlı bir üslup ile anlatıyor.Soykırıma uğrayan Yahudiler üzerine de uzunca fikirlerini belirtip sebepleri üzerine durmuş.Kısaca Avrupanın kısa tarihine tanık olmak ve Zweig'i daha iyi tanımak ve anlamak için okunması gereken yegane kitaplardan biri diyebilirim.
Yazar Hakkında;
Stefan Zweig, (d. 28 Kasım 1881, Viyana, Avusturya-Macaristan - ö. 22 Şubat 1942, Petrópolis, Rio de Janeiro, Brezilya) Avusturyalı romancı, oyun yazarı, gazeteci ve biyografi yazarı.Babası varlıklı bir sanayici olan Stefan Zweig, küçük yaşlardan itibaren kültür ve edebiyat alanında eğitim görmeye başladı.Avrupa’nın içine düştüğü durumdan duyduğu üzüntü ve yaşamındaki düş kırıklıkları nedeniyle 22 Şubat 1942'de Rio de Janeiro'da, karısı Lotte ile birlikte intihar etti.
Gönderen ukteci zaman: 7/27/2014 08:54:00 ÖS
Etiketler: anı, avrupa, hitler, inceleme, kitap, otobiyografi, savaş, soykırım, stefan zweig, sürgün, tarih
Joseph Fouche - Bir Politikacının Portresi
Biyografi yazarlığında Zweig'in üstüne tanımam.Gerek tarihi şahsiyetlerin gerekse tarihi olayların akışını bizlere gerçeküstü bir üslup ile anlatan yazar ayrıca psikolojik tahliller ile biyografinin bir adım ötesine geçiyor. Zweig'in şimdi anlatacağım kitabı da tarihe yön veren bir şahsiyeti her yönüyle analiz ediyor.Bu kişi Fransız devrimlerinde önemli mevkilerde bulunan ve Napolyon dönemine kadar kafasını giyotinden kurtarma meziyetini sergilemiş olan kurnaz siyasetçi Joseph Fouche'dir. Tarihi yönden çok fazla tanınmamakla birlikte Zweig'in biyografisine konu olacak kadar önemli bir kişiliktir.Şimdi kitabı inceleyecek olursak;
Fransız ihtilali ile insanlar monarşik düzenden kurtulmuş ve Cumhuriyet rejimiyle tanışmışlardır.Kahramanımız olan Joseph Fouche de tam böyle bir dönemde ortaya çıkmış bir siyasetçidir.Aslında geçmişte bir papaz olarak göreve başlayıp politik unsurlarla arasını iyi tutmuş.Devrime kadar olan dönemde papazlıktan bile feragat edip değişik görevlerle çoğu kişinin arasından sivrilmiş. Fouche aslında günümüzde de var olan kurnaz ,yanardöner siyaset güden ve bukalemun gibi her ortama uyum sağlayan bir politikacı profilini simgelemektedir. O günün şartlarında da hayatta kalmanın belki de en önemli tarafı yalan siyasetini iyi kıvırabilme yeteneğiydi. Fouche de o şartlarda tam bunu yaptı.Doğru zamanda ve doğru yerde konuşma ve davranış tarzının meziyetlerini kullanarak en başı sıkışık kaldığı durumlarda bile rakiplerinin kafasını giyotine göndermekte başarılı oldu. Her türlü sıkıntının ve problemsizliğin üstesinden bir şekilde aklandı. Parlemontoyu her daim etkiledi ve şekillendirdi. İhtilalin gerçekleşmesiyle birlikte birden papazlığını bile bir kenara bırakıp dine savaş açtı. Hangi kesim güçlüyse ondan yana tavır koydu.Her daim sabırlıydı ve taraf olmak için koşulları ve şartları iyi tartıyordu. Dengeyi iyi sağlıyor ve buna göre kararlarını şekillendiriyordu.En küçük bir hatada kafayı giyotine kaptırabilirdi.Keza siyaseten güçlü olan rakipleri bile ölüm cezalarına çarptırılıyor fakat ihtilalin en önemli kan içicilerinden birisi olan kendisi paçayı her seferinde sıyırıyordu. Bir çok kişinin öldürülmesine ön ayak oldu. Buna rağmen kurnazlığıyla kendisini bir kahraman olarak takdim etti.Dönemler değiştiğinde ise siyasi iklimin konjonktürüne göre değişime uğruyordu.Fikirlerini ve ideallerini şartlara göre ayarlıyor ve hiç yanılmıyordu. Devrim sonrası Napolyonun imparator olmasıyla birlikte görevi de değişmemiştir.Napolyonun aranan sağ kolu olmayı başardı.Her daim Napolyonun arkasını oymak isteyen bir siyaset güttü. İçişleri Bakanlığı gibi görevlerde bulundu. Sonrasında ise polis ve asayişten sorumlu oldu. Napolyonun duyduğu güvenle bir çok göreve getirildi. Napolyonun sefere çıkmasıyla birlikte geçici olarak Başbakanlık koltuğuna bile çıkmıştır nam-ı diğer kurnaz siyasetçimiz Joseph Fouche. Daha sonra yaptığı entrikalar yüzünden sürgüne gönderildi.Sürgünde bile rahat ve huzurlu yaşadı.Ölümüyle birlikte yanında götürdüğü bir çok gizli belgeyi yakmıştır.Buna rağmen Fouche günümüzde de var olan siyasetçi portresini en iyi şekilde yansıtmaktadır.Bir siyasetçi nasıl olmalı diye merak ediyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.
Yazar Hakkında;
Stefan Zweig, (d. 28 Kasım 1881, Viyana, Avusturya-Macaristan - ö. 22 Şubat 1942, Petrópolis, Rio de Janeiro, Brezilya) Avusturyalı romancı, oyun yazarı, gazeteci ve biyografi yazarı.Babası varlıklı bir sanayici olan Stefan Zweig, küçük yaşlardan itibaren kültür ve edebiyat alanında eğitim görmeye başladı.Avrupa’nın içine düştüğü durumdan duyduğu üzüntü ve yaşamındaki düş kırıklıkları nedeniyle 22 Şubat 1942'de Rio de Janeiro'da, karısı Lotte ile birlikte intihar etti.
(Alıntı;Wikipedia)
Gönderen ukteci zaman: 7/10/2014 09:56:00 ÖS
Etiketler: biyografi, cumhuriyet, devrim, fransa, giyotin, ihtilal, inceleme, joseph fouche, napolyon, politika, siyaset, stefan zweig
Macellan
Biyografi konusunda kimsenin eline su dökemeyeceğine inandığım Stefan Zweig tarafından yazılan bu kitap,tarihe önemli bir yön veren ve keşifleriyle birlikte dünyanın çevresini ilk kez dolaşan Macellanı anlatıyor.Araştırmacı kişiliğiyle de bilinen Zweig eski bilgiler ışığında çıkardığı hayat hikayesini roman tadında bir yazıyla okuyucularla buluşturuyor.Bir çok tarihi şahsiyetin hayat hikayelerini yazan yazar aynı başarıda ki bu kitabında Macellanı konu alıyor.Tarihi figürleri ve olayları aynı canlılıkta okuyucuya hissettiren yazar bizleri de o devirlere götürüyor.Hikayede ki karakterlerin psikolojilerini de gerçekçilikle kurgulayan Zweig sanki o anlara şahitlik etmiş bir tarzda yazısını kaleme almış.Kitap özetine gelecek olursak;
Portekizli denizci Macellanı bilmeyenimiz yoktur.Dünyanın çevresini dolaşarak dünyanın yuvarlak olduğunu tespit etmekle kalmamış aynı zamanda Pasifik(sessizlik) okyanusuna adını vererek ilk geçen olmuştur. Macellanın hayatı ve yolculukları tehlikelerle geçmiştir.İspanyol donanmasıyla bir çok sefere çıkıp savaşlara katılan Macellan ayrıca o dönemde kilosu altından pahalı olan karabiberin getirildiği uzakdoğu seferlerine de katılırdı.Bir çok kez bu uzun seferlere iştirak eden Macellan Hindistana giden baharat yollarını avucunun içi gibi bilmektedir.Usta bir denizci olan Macellan uzun seneler Portekiz Kralının hizmetinde bulundu.Savaşta yaralandıktan sonra gözden düştü ve istediği yaşam koşulları Kral tarafından sağlanmadı.Bunun üzerine yeni bir plan yaparak çok daha kısa bir rotadan Hindistana ulaşabileceğini dile getirdi.Aradığı desteği Kral sağlamadı.Ümit burnu üzerinden Afrika çevresinde dolanarak Hindistana ulaşmak uzun ve meşakkatli bir işti.Batıya gittikçe daha kısa bir yol bulabileceği düşüncesini İspanyol Kralına inandırdı.Kralın desteğini alan Macellan bir çok parça gemiyle hazırlıklara başlamış ve kısa sürede denize açılmıştır.Denizlerde hüküm süren rekabet Portekiz ve İspanyayı karşı karşıya getirmişti. Denizcilik alanında geri kalan İspanya baharat yolunda Portekizden hak talebinde bulunuyordu.Portekiz bu çok değerli seferlerde İspanyaya izin vermiyordu.Antlaşmazlığın çözümünü Vatikan sağlamış ve batıyı İspanyollara ,doğuya açılan zengin baharat yollarını ise Portekize bırakmıştı.Bu sebepten dolayı İspanya baharat adalarına batıdan gidilebilecek yollar üzerine çözüm arıyordu. Macellanın teklifinin kabul görmesinde ki en büyük sebep baharat adalarından pay alma yarışıdır.Batıya ilerleyen Macellan Atlantik okyanusunu geçip kısa sürede Brezilyaya ulaşmıştı.Burada demirleyen gemi mürettebatların ihtiyaçlarını gidermiş ve baharat adalarına açılabilecek yollar üzerine planlar yapılmıştır.Güneye inmeye devam eden filolar patagonyaya ulaştı.Burada ki yerlilerin ayaklarının büyük olması sebebiyle buraya büyük ayaklılar manasında ''patagonya'' adı verildi.Bir çok nehire grilmiş fakat kanal olmadığı anlaşılmıştır.Umutlarda geçen aylarla birlikte tükenmiş ve mürettebatın Macellana isyan girişimleri gelişmiştir.Bu girişim sonucu bir gemi İspanyaya geri dönmüş filo ise Macellanın emriyle devam kararı vermiştir. Macellanın kendi adıyla anılacak olan kanala girilmiş ve bu kanal yoluyla pasifik okyanusuna açılmışlardır.Aylar süren yolculuk esnasında dalgasız ve çarşaf gibi bir deniz olması sebebiyle bu okyanusa sessizlik adını verdiler.Bu yolculuk esnasında mürettebatın üçte ikisi öldü.Geri kalanlar ise ölmek üzereyken Filipin adalarına ulaştılar.Burada hristiyanlığı ve İspanya otoritesini sağlamak isteyen Macellan ,Filipin Kralını kendine tabi kıldı.Fakat adalarda çıkan basit bir isyan girişimini üzerine giydiği demir zırhların içinde gözdağı vermek için bizzat kendi bastırmak isterken yarı çıplak yerliler tarafından mızraklarla öldürülmüştür.Öldürüldüğü görülen ve yarı tanrısallaştırılmış bir varlık olmadığı anlaşılan Macellanın mürettebatları adalardan kovulmuştur. Buna rağmen baharat adalarına ulaşan gemi çok kıymetli baharatları yükleyerek İspanyaya dönmeyi başarmıştır.İspanya Kralı tarafından ödüllendirilen mürettebata madalyalar verilmiş fakat Macellan unutularak kazanılan bu başarıda o dönemlerde adı bile geçmemiştir.Gerçek değerinin anlaşılması için ise yüzyıllar geçmesi gerekmiş.Kısacası geçmişe yolculuk yapmak isteyenleri zaman makinesi olmadan yolculuğuna çıkaran bu kitabı tavsiye ederim.
Yazar Hakkında;
Stefan Zweig, (d. 28 Kasım 1881, Viyana, Avusturya-Macaristan - ö. 22 Şubat 1942, Petrópolis, Rio de Janeiro, Brezilya) Avusturyalı romancı, oyun yazarı, gazeteci ve biyografi yazarı.Babası varlıklı bir sanayici olan Stefan Zweig, küçük yaşlardan itibaren kültür ve edebiyat alanında eğitim görmeye başladı.Avrupa’nın içine düştüğü durumdan duyduğu üzüntü ve yaşamındaki düş kırıklıkları nedeniyle 22 Şubat 1942'de Rio de Janeiro'da, karısı Lotte ile birlikte intihar etti.
(Alıntı;Wikipedia)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


.jpg)


.jpg)

.jpg)