tur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0 yorum

Bisiklet Aktivitesinin Ülkemizdeki Etkilerine Genel Bir Bakış


Trafik keşmekeşi ile birlikte hayatımız hepten stres ile zaman kaybı ibaresinden oluşur hale geldi. Saatlerce süren dur kalklar sinirleri de haliyle altüst ediyor. Toplu ulaşımın maalesef rağbet görmediği ülkemizde bu yöndeki uçurum her geçen gün dahada büyüyor. Ulaşım araçları verimli kullanılmadığı gibi trafiğin başlıca çözümü olarak planlanan metrolarda maalesef ki istenileni veremedi. Toplumsal bilinç yapımız bu konuda evrilmeden sorunun çözümünün çok da fazla olacağı kanısını taşımıyorum. Geçmişten günümüze kadar bu konuda hiçbir ilerleme sağlanamadı. Alternatif ulaşım araçlarının kullanılmıyor olması ve bilinçsiz tüketici profilimizde bunda baş sorumlu bir konumda. Sadece tüketime dönük algılarımız sayesinde trafikteki araç sayısı artmış buna paralelde mutsuz ve stresli sürücü sayımızda aynı şekilde artmıştır. Modern batı toplumlarında alternatif ulaşım araçları aktif şekilde kullanılmaktadır. Bunların başında da toplumumuzda gerekli değerini bir türlü bulamamış olan bisikletleri örnek gösterebiliriz. Ulaşım amaçlı kullanılabileceği gibi aynı zamanda spor aktiviteleri içinde sıkça kullanılan bisikletler özellikle Fransa gibi Avrupa ülkelerinde hak ettiği saygıyı görmektedir. Fransa da özellikle bisiklet hayatla iç içe geçmiş durumda. Fransa Bisiklet Turunu malumunuz bilmeyenimiz yoktur. Özellikle Çin de dahi kalabalıklıkla birlikte artan araçların yol açtığı hava kirliliğini asgari ye indirme amaçlı bisiklet normal bir ulaşım aracı gibi kabul görüyor. Temelde kendi açımızdan bunun sebeplerini irdeleyecek olursak toplumsal dinamiklerimiz maalesef ki bu konuda duyarsız kalmıştır. Eğitim seviyesinin düşüklüğü de bu uçurumu daha da büyütmüş ve Dünya nezdinde kabul gören bu spor dalı ülkemizde gelişmemiştir. Şu anda sadece üniversite ve bisiklet derneklerinin organizasyonları ile aktiviteler tam manasıyla düzenlenebilmektedir. Bunun dışındaki istisnalardan söz edecek olursak mesela buna Cumhurbaşkanlığı bisiklet turunu gösterebiliriz. Ülkemizdeki bu spor dalının profesyonel manada ve küresel çapta isim elde etmesini belkide sağlayan tek organizayondur. Bisiklet kullanıcıları bu tip turların dışında neredeyse kendi imkanlarıyla bu sporu icraa etmektedirler. Genel olarak ülkemizin bu spor dalı için neler yapabileceğini de sorgulamamız gerekir. Mesela devletinde bu spor dalını geliştirecek ve özellikle de bisiklet kullanıcılarını daha da teşvik edip bu sporu sevdirecek adımları atması gerekiyor. Ne yazık ki günümüze kadar diğer spor dalları kadar bu spor dalı yeterli seviyede teşvik edilmedi. Halkımızında aynı şekilde duyarsız bazı özellikleri ön plana çıkıyor. Eminim ki bilinçli ve sadece problem yaratmak için yapmıyorlar. Bana kalırsa geçmişten gelen genlerimizde fazlaca vurdumduymazlık ve umursamamazlık gibi özellikler fazlaca var. Örnek vermek gerekecek olursak bisiklet yollarında piknikçilerin yaptıkları mangal ziyafetlerini gösterebiliriz. Zaten sadece belirli yerlerde kısıtlı imkanlarla var olan bisiklet yolları riyakar bir tavırla işgal edilmektedir. Çok fazla kendimizi düşünüyoruz hemde her konuda. Bireylere saygı kavramının ayaklar altına alındığı günümüzde belkide ikinci sınıf sporcu muamelesi gören bisikletçiler bu konuda yardım beklemektedir. Hem halkımızdan hemde devletimizden. Sıkıntılara değinmişken ikincil olarak araç sürücülerinin yapmış oldukları hatalardan bahsedebiliriz. Deminde belirttiğim tarzda bisiklet yollarını işgal etmekle kalmayıp aynı zamanda neredeyse yolda bisikletçi arkadaşlarımızı ezecek yapıda bir tutum sergiliyorlar. Sadece kendi var olma çabası içinde bulunan bu insan profili ciddi manada yollarda tehlike saçıyor. İnsanımıza özgü olduğunu düşündüğüm bu hatalar zincirini kırmak aslen iyi bir eğitimden ziyade toplumsal ahlak normlarının yeniden belirlenmesi ve bireylere empoze edilmesiyle çözülebilecek. Açıkcası benim sadece bisikletliler değil özellikle gözlemlediğim kadarıyla engelli yurttaşlarımıza karşıda belirli bir sorumsuzluğu var. Yollarda engelli yurttaşlarımıza öncelik tanımıyoruz. Neredeyse hayatlarını riske edecek tarzda hareket ediyoruz. Geçenlerde izlediğim bir video gerçekten bende şaşkınlık yaratmıştı. Bisikletle yolda giden bir arkadaşımıza otobüs içinde bulunan kendini bilmez bir yolcu ''ezelim gitsin'' diyordu. Bu tarzda yaklaşımı olan neredeyse insan bile diyemeyeceğimiz bu şahıslarla aynı havayı solumak bile bence sorunun tam içinde yer aldığımızın bir kanıtıdır. İnsanların bisiklet gibi ölümlerle sonuçlanabilecek bir spor dalı için daha duyarlı olmasını bekliyoruz. Geçtiğimiz dönemde maalesef arkadaşlarımız bu zihniyetin kurbanı olup hayatlarını kaybettiler. Aslında onları ölüme götüren dört tekerlekli metal gövdeli mekanik aksanlı bir araç değil bir zihniyetti. Bisikletçi cinayetlerinin bir an önce son bulmasını diliyorum. İlkokul çağlarında benimde peugeot marka bir bisikletim vardı. Okul çıkışlarında gezip tozardık. Gerekli ilgiyi o dönemlerde gösteremediğim için zamanla bisikletim bodrumda paslanıp kullanılamayacak duruma geldi. Demek istediğim en azından her birimiz bir dönem bisikletle tanıştık. Bisikleti olsun veya olmasın hepimizin bu yönde ortak bir paydası var. Kimimiz bunu dahada geliştirip hobi haline getirdik,kimimizde sadece heves giderip bu aktivitemizi tamamen unuttuk. Bisikleti aslen sadece iki tekerleği,bir selesi olan demir bir objeden ibaret görmemek gerekir. Bisiklet doğadır,bisiklet umuttur,kardeşliktir,arkadaşlıktır, ortak bir amaca dönük birleştirici bir etkendir. Bisiklet sürdürülebilirliktir,yaşama saygıdır,dünyada mazota ve egzosa karşı yegane bir başkaldırmadır. Dediğim gibi bir bütünün ilkeler haline getirilmiş şeklidir. İnsana ve tabiata karşı sorumluluk bilinciyle özdeşleşmiştir. Spor yönüyle bakacak olursak ta doğanın insanlara sunduğu vücudumuza karşı yerine getirdiğimiz ödevimizdir. Zincirleri kopararak dünya ile bir olma,sınırları ortadan kaldırarak insanları kucaklayan evrensel bir idealdir. Ayrıca motorlu taşıtlar gibi kimsenin canına kastetmeyen masumane bir araçtır. Bisiklet sağlıklı zinde olmak demektir. Özgürlüğün sınırsızlılığının vücut bulmuş şeklidir. Bisikletçileri kısaca 10 maddede tanımlayacak olursak;

1-Barışçıldırlar
2-Çevreye ve insanlara karşı saygılıdırlar
3-Özgürlükçülerdir
4-Evrensel normlara göre kucaklayıcı ve birleştiricilerdir.
5-Tabiatla dostturlar
6-Kompleksleri yoktur gayet rahattırlar
7-Paylaşımcı ve arkadaş canlısıdırlar
8-Kişisel kuruntuya düşmemekle birlikte sadece kendilerini düşünmezler
9-İdealleri olan insanlardır, sebep sonuç ilişkisine bakmazlar
10-Kendi çıkarlarından ziyade toplumsal çıkarları gözetirler



Kısaca bu sporun özüne de kısaca değindikten sonra bizimde tek umduğumuz bu branşın uluslararası norm ve kriterlere bir an önce ulaşmasıdır. Olumlu hiçbir şey olmuyor mu diye soracak arkadaşlarımız olabilir. Aslında belediyeler nezdinde bazı projelere rastlıyoruz. Bu bile bence hayata geçmese de önemli bir atılımdır. Bisiklet yollarının yaygınlaştırılması,bisiklet kiralama imkanlarının daha fazla sağlanması gibi atılacak daha bir çok adım var. Ayrıca belediye otobüslerinin bisikletli arkadaşlarımız için dizayn ettiği araçlarda olumlu bir gelişme sayılabilir. Bazı AVM'lerin girişinde yer alan bisiklet standları da önemli bir ilerleme. Belirli muhitler dışında altyapımız ne yazık ki çok zayıf. Ödenekleri arttırarak bu yönde ilerleme sağlanabilir. Bisiklet yollarının işgalini engellemek içinde devlete belirli görevler düşüyor. Bu sadece bisikletçi arkadaşlarımızın protesto ve eylemleriyle sonuca ulaşabilecek bir konu değil. Devlet bu yönde cezai yöntemlerini sıkılaştırmalı ve tavizsiz bir şekilde hiç taammülsüz bu işgalcilere gerekli ceza ve yaptırımları uygulamalıdır. Ancak sonuca böyle gidilebileceğini düşünüyorum. Denetlemelerin daha sık ve rutin uygulanması gerekiyor. Birde bisiklet organizasyonlarına değinmekte fayda var. Maalesef ki bir çok arkadaşımız bu organizasyonlar için gerekli desteği görmüyor. İmkanların arttırılıp daha cazip bir hale getirilmesi gereken bu organizasyonlar bireysel bazı çabalarla gerçekleşebiliyor. Valilikler,belediyeler ve kamu kurumlarının destekleriyle bu etkinlikleri dahada artırmasını ve insanlarımıza bisikleti daha mümkün kılınabilir bir hale getirmesini umut ediyorum. Ülkemiz jeopolitik anlamda da bisiklet için çok uygun. Kapadokya,Çanakkale,Marmaris vb.. gibi turlar yıl içerisinde daha çok tekrarlanmalıdır. İstanbul içinde dahi doğa ile iç içe bir sürüş alanı bulmak zorlaştı. Doğanın ve yeşil alanların yok edilmesi imkanları her geçen gün kısıtlamaktadır. Şehir içindeki monotonlaşmış hayat,hava kirliliği ve her geçen gün kontrolsüz çoğalan araçlarda bisikletçiler için olumsuz etki yaratmakta. İmkanların genişletilebilmesi ve hayat standartlarımız yükseltilebilmesi için bu etkilerin olabildiğince aşağıya çekilmesi gerekiyor. Ülkemizde bisikletçi sayısı ne kadar artarsa doğru orantılı olarak ta o kadar gelişiriz. Hem bireysel anlamda hemde ülke anlamında belirli bir seviyeye ulaşmak gibi bir düşüncemiz varsa bu yönde atılacak belkide ilk adım bu spor dalının yaygınlaştırılması olacaktır. Atamız ''sağlam kafa sağlam vücutta bulunur'' demiş. Şimdilik kazasız belasız iyi sürüşler...

0 yorum

Bodrum Gezisi ve Efes Antik Kenti


Ülkemizin tatil yerleri aklımıza ilk geldiğin şüphesiz Bodrum baş sırada gelir.Antik adı Halikarnas olan Bodrum, tatil amacına dönük olarak ilk cumhuriyet yıllarından itibaren bilinmeye başladı.Daha sonra yazar ve şairlerin uğrak mekanı haline gelen bu belde tercih edilen yerler bakımından ilk sırayı almıştır. Özellikle yaz aylarının getirdiği rehaveti atmak için tatil insanlar için gerekli bir aktivitedir. Stres ve günlük yaşamın monotonluğundan sıyrılmanın en başlıca yolu iyi bir tatil evresi geçirmektir. Ayrıca soğuk ülkelerden ülkemize gelen turist yoğunluğunu da hesaba katarsak turizm kendi içinde bir çok dala ayrılmış bir şekilde insanların geçim kaynağı olmayı sürdürmektedir. Geçmişten günümüze ülkemizin jeopolitik konumu itibariyle turizm cenneti olması kaçınılmaz bir hal almıştır.Temel olarak tatil yapmak pratikte sadece denize girmek olarak algılanmamalıdır.Özellikle tarihsel olarak geçmiş medeniyetleri barındıran bir konumda yer alan Anadolu ''kültür turizmi'' olarak adlandırılan bir tatil anlayışınıda beraberinde getirmektedir.Kapadokya,Efes Antik kenti,Meryem Ana Evi,Roma döneminden kalan tiyatrolar hepsi bunlara çok güzel örneklerdir.Ayrıca özellikle Fethiye bölgesinde gerçekleştirilen yamaç paraşütü aktiviteleride unutulmamalıdır.Deniz sporları,rafting vb.. dallarda ayrıca aktiviteleri çeşitlendirmektedir.Doğa koşulları ve dört iklimi barındıran bir kuşakta bulunmamızda her yönden turizmden ekmek yiyen insanlarımız için bir nimettir.Kısaca genel hatlarıyla bu konuya değindikten sonra asıl konumuzu teşkil edecek olan Bodrum gezi notlarımız geçiş yapabiliriz.Bodrum gerek ulaşım gerekse eğlence mekanlarının bir arada bulunduran nadide tatil muhitlerinden birisidir. Özellikle yaz aylarında turist patlaması yaşayan bu ilçe her yönden turistik ihtiyaçları karşılamakta. Gerek demin belirttiğim tarzda kültür turizmi,gerek deniz sporları branşları gereksede eğlence konusunda diğer beldelerden bir adım öndedir. Aynı şeyi doğal güzellikleri için söyleyemeyeceğimi de belirtmek isterim. Özellikle nezih ve sakin ayrıcada doğayla içiçe bir yer arayan turistlerin ihtiyaçlarını pek karşılamayacak bir yer bana kalırsa.Bodrum daha çok eğlence düşkünü insanlar ve sadece bu amaca hizmet eden barlarıyla ünlüdür.Ayrıca kendi içinde yer alan bir çok semtide ayrı özellikleri nispetinde ayrıcalıklıdır.Bunları ayrı ayrı sayacak olursam...

Gümbet;Bodrum merkeze sadece 10 dk lık minibüs yolculuğuyla gidilebiliyor.Merkeze en yakın semtlerden birisidir.Eğlence mekanlarıyla ve çılgın gece yaşamıyla bilinir.Yanılmıyorsam adını hatırlamadığım ve barlar caddesi üzerinde bulunan iki gece kulübü ünlüydü.Bunların dışında bir çok bar bulunmasına rağmen bunların çoğu sıradandır.Sıradan kategorisine soktuğumuz bu yerler kendi garsonlarını çıkartıp oynatarak turistleri eğlendirirler.Ben gittiğimde burada sahilde yer alan Otel Nagide kalmıştık.Denize sıfır bulunan bu otel havuzu ve diğer hizmetleri bende olumlu izlenimler uyandırmıştı.Ayrıca şunuda belirtmemde fayda var ki Gümbet sahilleri ve özelliklede denizi aşırı bulanık ve kirli.Her ne kadar mavi bayrak asılmış olsada kanımca çok fazlada itibar edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.Sadece deniz amacı güden tatilciler için burası hayal kırıklığı yaratabilir.Gece sahil boyunca plaja kurulan ışıklar eşliğinde yemek yiyebilirsiniz.Genellikle Bodrumun heryeri gibi burası oldukça kalabalıktır.

Bitez;Bodrum merkeze 25-30 dk lık bir mesafede bulunur.Sığ,temiz ve berrak plajıyla bilinir.Akşamları tenha olur ve o aşırı ve sıkıcı kalabalık görülmez.Eğlence yerleri sınırlıdır.Plajı mavi bayraklıdır.Ben özellikle sadece deniz amaçlı gidecek tatilcilere Bitezi öneririm.Bunların dışında yeşil alanlarıda oldukça fazladır.Bodrumun diğer yerleri baz alınacal olunursa yozlaşma en asgari seviyededir.

Turgutreis;Bodrum merkeze 35-40 dk lık bir mesafede yer almaktadır.Özellikle merkezde bulunan plajı temizdir.Eğlence yerleri Bodrumun herhangi bir yeri gibidir.Özellikle deniz feneri ve sahil kesimleri gezilmeye değer.Bunun dışında genellikle orta yaşı geçmiş,sessizlik ve sakinlik isteyen kesim tarafındanda tercih edilebilmektedir.

Yalıkavak;Bodrum merkeze 40-45 dk lık mesafede bulunur.Genellikle hitap ettiği kesim daha seçkin ve daha farklı bir tatil geçirmek isteyen tatilcilerce tercik edilir.Yer yer bulunan plajları bakımlı ve temizdir.Doğal bitki örtüsü ve villalarıyla bilinir.Kalabalıklık ve yozlaşma görülmemekle birlikte bu muhitin otelleride diğerlerine göre oldukça yüksektir.Ayağını yorganına göre uzatmak isteyen tatilcilerin uzak durmasını tavsiye ederim.Ayrıca genelleme yapacak olursak tatilciler için pahalı bir semt olma özelliği taşır.

Bodrum Merkez;Bodrum denilince ilk akla gelen merkezdir.Özellikle marinası ve kalesiyle bilinmektedir.Bodrum kalesi içinde bir çok arkeolojik deniz batığının,testilerin ve diğer objelerin bulunduğu bir yarı açık müzdir.Ayrıca içerisinde Şişecamın desteğiyle kurulmuş arkeolojik cam eserleri sergilenmektedir.Bodruma hakim bir yerde bulunan kaleden bodrumun eşsiz fotoğraflarını çekebilirsiniz.Tarihsel geçmişini hatırlayamayacağım kale ,gerçekten bu yönüyle sıradan bir kale olmaktan çıkmakta ve tam manasıyla müze işlevi görmektedir.Merkez diğerlerine kıyaslandığında açıkcası çok fazla bir avantaj sunmuyor.Sahilinde bir çok kafe ve restoranda sahip.Ayrıca daha önce bahsettiğim yat marinası mevcut.Şehire ayak bastığınız otobüs terminali burada bulunuyor.Ayrıca her köşe başında banka şubeleri ve bankamatikler dikkatimi çekmişti.Köşe başlarında satılan kaktüsün meyvesi meşhurdur burada.İncire benzeyen bu meyve yararlıdır fakat fazla yenmemesi tavsiye ediliyor.Tatilciler her daim buradan para çekiyorlar ve tabi pahalılıktan para dayandıramadıkları bir gerçek :).İsterseniz buradan tekne turlarıyla adalar ve mavi turlara çıkabiliyorsunuz.Saat 10.00 gibi başlayan bu turlar 17.00 a kadar sürüyor.Teknenin demirlediği koylarda yarım saate yakın dilediğinizce yüzebiliyorsunuz.Öğle yemeğinizi teknede yiyorsunuz.Bunun dışında ekstradan yediğiniz ve içtikleriniz ayrıca ücretlendiriliyor.Tur fiyatı ben gittiğimde 25 tl idi.Muhtemelen değişik tur şirketleri değişik fiyat uygulamaları gerçekleştiriyor.


Efes Antik Kenti;Efes Antik kenti için tur şirketleri burada ayrıca hizmet veriyor.Bu turunda ücreti ben gittiğimde 70 tl civarıydı.Efes Antik kenti bilindiği üzere İzmir-Selçukta bulunmakta.Otobüslerle yaklaşık 5 saat kadar sürüyor.Birde üstüne yolculuk esnasında anlaşmalı incik boncukcular da satış amaçlı verilen molalar eklenince yolculuk daha bir çekilmez oluyor. Özellikle burayı ziyaret edecek ziyaretçilerin yanlarında su bulundurmaları ve muhakkakki şapka takmaları tavsiye ediliyor.Çünkü oldukça geniş bir alanda bulunan bu kentte ihtiyacınızı karşılayabilecek hiç bir şeyin satılmıyor olması gösterilebilir.Tur şirketine göre değişiklik gösterebiliyor fakat müşteriler farklı fiyat politikalarıyla aynı otobüste seyahat ediyorlar :) Özellikle otelden tur bileti alan tatilciler tabiri caizse birazcık daha fazla kazıklanıyorlar.Otobüste eğer sohbet esnasında tesadüfen mevzu bahis konu açılırsa bunun farkına varabiliyorlar.Tatilcilere tavsiyem özellikle otellerinden tur bileti almamalarıdır.Dışarıdaki tur şirketleri bunları daha cazip ve rekabetçi fiyatlardan satıyorlar.Her neyse Efes Antik kentine yeniden dönecek olursak kısaca buradaki helenistik dönem kalıntıları oldukça dikkat çekicidir.Özellikle tuvalet amaçlı yapılan ve alttan kanalizasyon teşkilatı bulunan-günümüzde dahi ülkemizde ilkel metodları düşündükçe-yapı dikkatimi çekmişti.Ayrıca kentte bulunan opera binası eski helenistik dönemde meclis olarak seçkinler tarafından kullanıyormuş.Pazarın kurulu bulunduğu alan ve Efes deyince ilk akla gelen tapınaklar buranın görülmesi gereken bir yerleri olarak özetlenebilir.Ayrıca Nike olarak bilinen simgenin ilk halini görünce şaşıracaksınız.Tapınağın üstünde yer alan ve yerebatan sarnıçında da bulunan Tanrıça Medusa mozaiğide görülmesi gereken objeler arasında yer alıyor.Güya buraya gelen kötü niyetli kişileri gözlerinden çıkan kıvılcımlarla taşa dönüştürdüğüne inanılıyormuş.Aslında kötü bir Tanrıça ama kenti koruyan bir Tanrıça niyetine kötü niyetli kişileri korkutma amaçlı kullanılan tasvirleri var. Efes Antik kenti şu an bile kazıları ve resterasyon çalışmaları devam eden bir yer.Blok blok ve sütun sütun tespit edilip çıkarılan parçalar aslına uygun şekilde sanki bir yap boz misali tekrar oluşturulmaya çalışılıyor.Tabi arada bazen bulamadıkları eksik parçalarda olabiliyor.Bunların yerine kendi oluşturdukları parçaları kullanıyorlar aslına uygun olmak koşuluyla.Kentin kurulma hikayeside ilginçtir ki kısaca değinecek olursak kenti kurmakla görevli olan keşiş o dönemin büyücüsünden bir nişane istiyor.Büyücü ise ona avlandığı yerde ne zaman bir domuzla balık görse oraya şehri kurmasını söylüyor.Keşiş olan kişide şu anki bulunduğu yerde domuzla balığa rastladığından şehri burada inşaa ettiriyor.Fakat ilginçtir ki şehir eskiden bulunduğu mevkinin şu an çok uzak bir yerinde bulunuyor.Zamanla meydana gelen heyelanlar,depremler ve tabi afetler şehri denizden uzaklaştırmış.Şehir denizden uzakta bulunuyor ama bir zamanlar deniz kenarında bulunuyormuş.Ayrıca buraya gelmeden öncede deprem,salgın hastalıklar vs.. gibi sebeplerle başka bir yerde bulunuyormuş.Daha sonradan kralın emriyle bir kaç sefer yer değiştirmiş.Kısacası Antik kentin anlatılacak daha çok bu çeşit hikayesi var.Gideceğiniz iyi bir tur rehberiyle daha çok bilgi sahibi olabilirsiniz.Kısacası benim Bodrum ve Efes Antik kenti izlenimlerim kısaca bu bilgilerden oluşuyor.Ayrıca uzun bir otobüs yolculuğu yapmak istemeyenlerdenseniz Bodruma uçak seferleri ile ulaşmanızı tavsiye ederim.Otobüs yolculuğu oldukça sıkıcı ve yaklaşık 12-13 saat kadar sürüyor.Yinede istediğiniz verimi tam olarak elde edebilmek için nasıl bir tatil geçirmek istediğiniz önemli.Buna karar verip ona göre şekillendirebileceğiniz bir planınız olsun.Kısacası tatili sadece eğlence,deniz-kum ve güneşten ibaret görmeyenlerdenseniz Bodrum tatili beklentilerinizi çok fazla karşılamayacaktır.Bu kriterleri gözeterek seçminizi yaparsanız oldukça memnun kalacağınızdan eminim.Şimdilik Hoşçakalın...