Sanal İnternet Piyanosu..
Gerekli notalarla buluşup, istediğiniz her şarkıyı çalabildiğiniz, Bach'tan, Mozart'tan, Cchopin'den birşeyler çalınca kendinizi bi acayip hissettiğiniz, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığınız internet piyanosu, ülkenin yeni piyanist şantörleri için altyapı tesisi, hadi iyi eğlenceler.Siteye burdan ulaşabilirsiniz..
Suriye'yi Kimler Nasıl Yönetiyor..
BEŞŞAR ESAD: DEVLET BAŞKANI
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad 1965'te doğdu. Başkent Şam'da Fransız-Arap okulunda eğitim alan Beşşar Esad daha sonra tıp eğitimi aldı. 1991 yılında göz doktoru olmak için İngiltere'nin başkenti Londra'ya gitti.
Siyasete hep uzak duran Beşşar Esad'ın talihi 1994 yılında kardeşi Basil Esad trafik kazasında hayatını kaybedince tamamen değişti. Kardeşinin ölümünün ardından Suriye'ye geri çağrılan Beşşar Esad, babası Hafız Esad'ın halefi olarak yetiştirilmeye başlandı.
Siyasete hep uzak duran Beşşar Esad'ın talihi 1994 yılında kardeşi Basil Esad trafik kazasında hayatını kaybedince tamamen değişti. Kardeşinin ölümünün ardından Suriye'ye geri çağrılan Beşşar Esad, babası Hafız Esad'ın halefi olarak yetiştirilmeye başlandı.
Hafız Esad 2000 yılında hayatını kaybedince Beşşar Esad devlet başkanı oldu. Beşşar Esad'ın reformlar yaparak ülkesini değiştireceği beklentisi vardı. Esad ekonominin liberalleşmesi için önemli adımlar attı ancak siyasi alanda reform yapmadı ya da yapamadı. Suriye'deki mevcut elit, siyasal reformlar aracılığıyla iktidarı kaybetmekten korkuyordu. Esad 2005 yılında "Şam Baharı"nı bitirerek, muhaliflere baskıyı arttırdı. Arap Baharı'nın başlamasıyla birlikte iktidarı kaybedeceği korkusuna kapılan Beşşar Esad, gösterileri şiddetle bastırmaya çalıştı. Son 11 ayda 8 binden fazla kişi hayatını kaybetti ve Esad'ın tahtı bugün her zamankinden daha fazla sarsılıyor.
MAHİR ESAD: KİRLİ İLİŞKİLERİN ADAMI
Suriye'deki birçok katliamdan onun sorumlu olduğu iddia ediliyor. Ülkedeki muhalefeti bastırmak için ordunun düzenlediği bazı operasyonlara bizzat katıldığı ve bazı muhalifleri kendi elleriyle infaz ettiği ileri sürülüyor. 1968 doğumlu Mahir Esad, Suriye Ordusu'nun özel birlikleri olarak bilinen 4. Bölüğün komutanlığını yapıyor. Mahir Esad ayrıca 12 bin kişiden oluşan Cumhuriyet Muhafızları'nın da komutanlığını üstlenmiş durumda. Bu özel birlik daha çok Alevi kökenli askerlerden oluşturuldu.
Mahir Esad, 1999 yılında aile içi bir tartışma esnasında eniştesi ve aynı zamanda Suriye istihbaratının bir numaralı ismi olan Asıf Şevket'i karnından vurarak yaraladı. Mahir Esad, 2008 yılında başkent Şam'ın yakınlarındaki Saidnaya cezaevindeki isyanı kanla bastırdı. Esad ayrıca muhalifleri terörize etmek için kurulan Şahiba milislerini de gizlice yönetiyor.
RAMİ MAKLUF: AİLENİN PARA KASASI
Esad Ailesi'nin para kasası olarak biliniyor. Beşşar Esad'ın teyzesinin oğlu olan Rami Makluf, Suriye'de "Bay yüzde 5" olarak tanınıyor. Suriye'de iş yapmak isteyen bir işadamının kazancının yüzde 5'ni Rami Makluf'a rüşvet olarak vermek zorunda olduğu iddia ediliyor.
Suriye'deki cep telefonu operatörü Syriatel'in sahibi olan Rami Makluf ayrıca turizm sektöründen bankacılık sektörüne kadar birçok alanda faaliyet gösterdiği biliniyor. Avrupa Birliği'nin Suriye'ye yaptırım uyguladığı isimlerden biri de Rami Makluf
Suriye'deki cep telefonu operatörü Syriatel'in sahibi olan Rami Makluf ayrıca turizm sektöründen bankacılık sektörüne kadar birçok alanda faaliyet gösterdiği biliniyor. Avrupa Birliği'nin Suriye'ye yaptırım uyguladığı isimlerden biri de Rami Makluf
ASIF ŞEVKET: İSTİHBARATIN BAŞI
Hafız Esad'ın kızı Büşra Esad'la evli olan 1950 doğumlu Asıf Şevket, Suriye istihbarat örgütünün başkanlığını yürütüyor. Orta sınıf bir Nusayri aileden gelen Şevket, Şam Üniversitesi'nde hukuk okuduktan sonra 1970'lerin sonunda Suriye ordusuna katıldı. Büşra Esad ile evlenene kadar sıradan bir ordu kariyeri olan Şevket'in evlilikten sonra ordu içerisindeki yükselişi hızlandı.
Aynı zamanda Suriye Genelkurmay Başkanlığı yardımcılığı görevini de üstlenen Asıf Şevket, Beşşar Esad'la iyi ilişkilere sahip olmasına rağmen, Mahir Esad'la yıldızı hiçbir zaman barışmadı. Mahir Esad, eniştesi Asıf Şevket'i 1999'de bir tartışma sırasında karnından vurdu. Buna rağmen Asıf Esad'ın kayınbiraderi Mahir Esad'la birlikte Lübnan eski başbakanı Refik Hariri suiskatını organize ettiği iddia edildi. Bu nedenle ABD 2006 yılında Asıf Şevket'a ait banka hesaplarını ülkesinde dondurdu. Esad Ailesi'nin kızları Büşra Esad'ın Asıf Şevket'le evliliğine karşı çıktığı da biliniyor.
ENİSE ESAD: SON SÖZÜ SÖYLEYEN KİŞİ
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın annesi Enise Esad'ın oğlunun üzerinde büyük bir etkisi olduğu iddia ediliyor. Kocası Hafız Esad 2000 yılında öldükten sonra kamuoyu karşısına pek çıkmadı. Suriyeli muhaliflere göre, kapalı kapılar ardında son sözü her zaman Enise Esad söylüyor.
Enise Esad, oğlu Beşşar Esad'ın Sünni Esma Esad'la evlenmesine de şiddetle karşı çıktı. Enise Esad'a göre, Londra'da doğan ve Batı kültürüyle yetişen Esma Esad kendi ailesine fazla yakışmıyordu. Hafız Esad'ın ölümü sonrası First Lady unvanını sürdürmek için Enise Esad'ın Esma Esad'la iktidar yarışına girdiği de iddia edildi.
ESMA ESAD: AİLENİN GÜLEN YÜZÜ
Esad Ailesi'nin gülen ve aynı zamanda halkla iletişim kuran yüzü. Esma Esad 1975 yılında İngiltere'nin başkenti Londra'da doğdu. Göz doktoru olmak için Londra'ya giden Beşşar Esad'la burada tanıştı. İngiltere'nin saygın üniversitesi King's College'da Fransız edebiyatı ve enformasyon eğitimi alan Esma Esad, Beşşar Esad'la evlenmeden önce Londra'da yatırım bankacısı olarak çalıştı.
Beşşar Esad'ın 2000 yılında devlet başkanı olmasından kısa bir süre sonra Şam'a yerleşen Esma Esad, aynı yıl içinde Beşşar Esad'la evlendi. ÜÇ çocuk sahibi olan Esma Esad'ın Suriye'de siyasi reformlar için kocasını teşvik ettiği ancak bu konuda pek başarılı olmadığı belirtiliyor. Suriye'de şiddet olaylarının başlamasının ardından Esma Esad'ın çocuklarıyla birlikte yurtdışına kaçtığı da iddia ediliyor.
Beşşar Esad'ın 2000 yılında devlet başkanı olmasından kısa bir süre sonra Şam'a yerleşen Esma Esad, aynı yıl içinde Beşşar Esad'la evlendi. ÜÇ çocuk sahibi olan Esma Esad'ın Suriye'de siyasi reformlar için kocasını teşvik ettiği ancak bu konuda pek başarılı olmadığı belirtiliyor. Suriye'de şiddet olaylarının başlamasının ardından Esma Esad'ın çocuklarıyla birlikte yurtdışına kaçtığı da iddia ediliyor.
RIFAT ESAD: HAMA KATLİAMININ MİMARI
Hafız Esad'ın kardeşi olan Rıfat Esad ismi 1982 yılındaki Hama katliamıyla anılıyor. Hama'da 30 bin kişinin katledildiği operasyonun emrini Rıfat Esad verdi. Rıfat Esad, ağabeyi Hafız Esad'ın ölümünden sonra iktidara geleceğini düşünüyordu ancak Hafız Esad buna izin vermedi. Beşşar Esad'ın devlet başkanı olmasıyla birlikte rejim üzerindeki etkisi azaldı.
BÜŞRA ESAD: AİLENİN İSYANKAR KIZI
Hafız Esad'ın tek kızı olan Büşra Esad 1960 yılında doğdu. Eczacılık eğitimi alan Büşra Esad'ın kardeşi Beşşar Esad üzerinde önemli bir etkisi olduğu iddia ediliyor. Büşra Esad, 20'li yaşlarında 5 çocuk sahibi Asıf Şevket'e aşık oldu. Ailesinin tüm karşı çıkmalarına rağmen Asıf Şevket'le evlenen Büşra Esad, kocasının ordu içinde hızla yükselmesini de sağladı. Suriyeli muhalifler, Büşra Esad'ı siyasi reformlara karşı çıkan biri olarak tanımlıyor.
2 MİLYAR DOLAR SERVETİ VAR
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın İsviçre'deki bankalarda 2 milyar doları olduğu haberleri Batı medyasında sık sık yer alıyor.
ÖZEL EĞİTİMDEN GEÇİRİLDİ
Beşşar Esad, babasının koltuğuna oturmak için Londra'da Şam'a çağrıldıktan sonra özel bir eğitimden geçirildi. Esad bir askeri tatbikatı izlerken görülüyor.
BİRLİKTE KAMUOYU ÖNÜNE ÇIKMIYORLAR
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın Londra doğumlu eşi Esma Esad, ülkesinde düzenlenen yardım kampanyalarında hep ön sırada yer aldı. Ancak isyan başladıktan sonra kamuoyu önüne çıkmadı. Çocuklarıyla birlikte yurtdışına gittiğini savunanlar bile var.
Barkod ve 666
İncil'de esinlemeler kısmında; esinleme/3
13:16. küçük büyük, zengin yoksul, özgür köle, herkesin sağ eli ya da alnı üzerine bir işaret vurduruyordu.
13:17. öyle ki, bu işareti, yani canavarın adını, ya da adını simgeleyen sayıyı taşıyanların dışında hiç kimse bir şey satın alamıyor, ya da satamıyordu.
13:18. bu konu bilgelik gerektirir. anlayabilen, canavara ait sayıyı hesaplasın. çünkü sayı, bir insanı simgeliyor. onun sayısı da altı yüz altmış altıdır.
demektedir.
Barkodun yapısına bakılacak olursa, başta ve sonda başlangıç ve bitişi simgeleyen ikişer çift çizgi vardır ve bu çift çizgilerden bir tane de ortada vardır. Bu ortadaki barkodu iki kısma ayrır. Yani görünüm olarak barkod da ilk anda öne çıkan baş orta ve sonda bulunan iki çift çizgi vardır.
Ek olarak her rakama karşılık gelen çizgesel simgelerde 6 rakamının üzerindeki çizgiler çift çizgidir. Yani çift çizgiler de 6'yı simgeler, bu durumda her barkod üzerinde başta 6 ortada 6 ve sonra 6 bulunur.
Bu da tam olarak bize 666 rakamını simgelemektedir. Her barkod da 666 yazıyor.
İncil esinleme lerine dönersek, orada açıkça;
Bir sayı var, bu şeytanın sayısı, bu sayıyı üzerinde taşımayan bir şey satılamaz, alınamaz - sayıyı üzerinde taşımayan kişi bir şey satamaz alamaz; bu sayı zamanla insanların bileklerinde, alınlarında yazacak denmektedir.
Gizli bir 666 sayısı ile şifrelenmiş barkodlarla başlayan yolculuk, biyolojik deri altı yongalarıyla devam etmektedir.
İnsanlarin tüm kimlik bilgileri ve maddi servet kayıtları tek bir çipte toplanılmaya çalışılmaktadır. Kredi kartları ve akıllı kartlarla sağlanmaya çalışılan merkezi tek kart uygulamasının güvenlik gerekçeleriyle tek bir deri altı yongada birleştirilmesi, ve bunun da insan vücudunda bir yere plantasyonu ile ilgili sürdürülen araştırmaların varlığı uzun süredir bilinmektedir. Bunun için en doğru yerin sıcaklık değişimlerinden en az etkilenen sağ elin üzeri olduğunun keşfedildiği, ve kişiyle ilgili tüm bilgilerin burada depolanacağı, elinizi okuyucudan geçirerek hesabınızdan kredinin aktarılması suretiyle alışveriş yapabileceğiniz günlerin çok da uzak olmaması, İncil'in esinleme bölümündeki kehanetleri daha da ürkütücü kılmaktadır.
---------------------------------------------------------
Barkod Hakkında
Barkod; değişik kalınlıktaki dik çizgi ve boşluklardan oluşan ve verinin otomatik olarak ve hatasız bir biçimde başka bir ortama aktarılması için kullanılan bir yöntemdir. Barkod, değişik kalınlıktaki çizgilerden ve bu çizgiler arasındaki boşluklardan oluşur.
Barkod ile stok kodu, seri numarası, personel kodu gibi bilgilerin gösterilmesi sağlanabilir. Bu bilgilerin bilgisayara klavye aracılığı ile girilmesi zaman alıcı ve yorucu olmaktadır. Ayrıca bu yöntem pek sağlıklı olmamaktadır. Çünkü veriler girilirken hata yapılma olasılığı fazladır. Bu hata oranını ve harcanan zamanı azaltmak için barkodlar ve barkod okuyucular kullanılır.
Barkod, ürünün kodu veya ürün ile ilgili açıklamalar içermemelidir. Barkod sadece o ürünüe ait bir referans numarası içermelidir. Bu referans numarası bilgisayara tanıtılır ve ürüne ait detaylı bilgiler bilgisayarda tutulur. Daha sonra bu referans numarası kullanılarak o ürüne ait bilgiye erişilir.
Örneğin; bir markette ürünün üzerinde bulunan barkod çizgileri ürünün fiyatı ve ürünün detayı hakkında bilgi içermez. O bir referans numarasıdır. Ürün, marketin bilgisayarına bu referans numarası ile tanıtılmıştır. Ürünle ilgili fiyat ve diğer bilgiler marketin bilgisayarına girilmiştir. Ürüne ait bilgi istendiğinde referans numarası bilgisayara gönderilir. Bilgisayarda ürün hakkındaki detaylı bilgiyi gönderir. Bu yöntemde ürünün fiyatı değiştiğinde sadece bilgisayardaki fiyatı değiştirmek yeterli olacaktır.
Barkod, barkod alfabesi (barcode symbology) denilen ve barkodun içerdiği çizgi ve boşlukların neye göre basılacağını belirleyen kurallara göre basılmaktadır. Barkodlar 0-9 arası rakamları, alfabedeki karakterleri ve bazı özel karakterleri (*, -, / vb.) içerebilirler. Bir çok barkod alfabesi vardır. Bu alfabelerden bazıları sadece rakamları içerirken bazılarıda hem rakamları hem de özel karakterleri içerirler. Buna göre değişik barkod standartları ortaya çıkmaktadır. Bugün dünyada kullanılan bir çok barkod çeşidi bulunmaktadır. Barkod tipleri için aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz.
666 nın sırları
Avrupa Parlamentosu’nun salonunda parlamenterlere ait olan koltukların her birinin bir numarası vardır ama 666 numaralı koltuk kimseye tahsis edilmemiştir ve boştur.
Avrupa Birliği’nin bayrağında daire şeklinde sıralanan 12 adet yıldız, Hazreti İsa’nın havarilerini temsil etmesinin yanısıra, ilhamını yine Yuhanna’nın Vahyi’nin 12. bábının Hazreti Meryem’den sözeden 1. áyetinden almıştır. Áyette, "Ve gökte büyük bir alámet, güneşle giyinmiş ve ayakları altında ay ve başı üzerinde on iki yıldızdan tacı olan bir kadın göründü" denmektedir.
Amerikan Hazine Bakanlığı’nın armasının en altında 666 sayısı yazılıdır ama bu sembolün armaya niçin konduğu meselesi, esrarını hálá korumaktadır.
Kudüs’ün merkezinin boylamı 31 derece 47 dakika kuzey, enlemi de 35 derece 13 dakika doğudur. Bu iki sayının altalta toplamından 666 sayısı elde edilir ve bu, kıyamet sırasında Deccal’in yahut Şeytan’ın Kudüs’te ortaya çıkacağının işaretidir.
Klasik ruletteki sayıların toplamı 666’dır, dolayısıyla rulet şeytan oyunudur.
55 Numaralı Mezarın Sırrı
Tabutun sahibinin kimliğinin, sonunda bir sürpriz olacağına inanıyorum. GASTON MASPERO, 1907
Amerikalı Theodore M. Davis'in Thebes'deki Krallar Vadisi'nde yaptığı kazılarda 1907 Ocak ayında bir mezar bulundu. Burası Mısır'daki mezarların çoğu gibi karışık ve hasarlıydı ama bu kere bunun nedeni mezar soyguncuları değil, anlaşıldığı kadarıyla eski çağlardaki resmi faaliyetlerin sonucuydu. Mezarı o hale neyin getirdiği sorusu Mısırbilimciler'i yaklaşık yüz yıldır meşgul etmiştir ve günümüzde bile en az araştırmacı sayısı kadar da "çözüm" vardır.
Resmi numarası KV55 (Krallar Vadisi 55) olan mezar bir merdiven, bir koridor ve bir tek odadan oluşmaktadır. Mezarın çevresinde dağınık duran pek çok eşya vardır. Bunlardan en büyüğü, aslında III. Amenophis'in karılarından biri olan Kraliçe Tiy'in lahdinin çevresi için oğlu Ahenaton (ÎÖ 1353-1335) tarafından yaptırılmış olan türbenin sökülmüş parçalarıdır.
Ahenaton, Mısır'ın geleneksel dinini kaldırıp yerine Aton olarak bilinen bir tek güneş tanrısına tapınmayı getirdiği için "sapkın firavun" olarak bilinir. Odanın çevresine dört koruyucu tılsım ("sihirli tuğla") yerleştirilmiştir ve bunların birinde de firavunun adı yazılıdır. Odanın kuzey duvarındaki bir nişte, kapaklı dört küp Ahenaton'un küçük eşi Kiya'nın iç organlarının saklanması için konulmuş ama üzerlerindeki yazılar silinmiştir. Mezarın döşemesi üzerinde bulunan kil mühür izlerinde Ahenaton'un halefi Tutankhamon'un (İÖ 1333-1323) adı yazılıdır.
ESRARENGİZ MUMYA
Mezardaki en önemli şey Kiya için yapılmış ama bir kral için değiştirilmiş olan tabuttur. Ancak bu kralın adı, her geçtiği yerde silinmiş ve tabutun altın yüz maskesi çıkartılmıştır. Tapınak da benzer biçimde hasar görmüş, Ahenaton'un resimleri ve adları çıkarılmıştır. Tabutun içinde rutubet yüzünden çok kötü hasar görmüş bir mumya vardı.
Tabutu ilk inceleyen bilim adamları, çökmüş kasıkları nedeniyle bunun bir kadın cesedi olduğunu ilan ettiler, Davis de bunun üzerine mezarı "Kraliçe Tiy'in Mezarı" olarak adlandırdı. Ancak bu adı taşıyan kitabı çıktığında, daha ayrıntılı bir inceleme sonunda cesedin bir erkeğe ait olduğu anlaşılmıştı. Evrensel kanıya göre bu Ahenaton'un mumyasıydı. Ölümünden sonra anısı lanetlendiği için tabuttaki ve tapmaktaki adlan silinmiştir.
Ancak başka araştırmacılar ise, mumyanın Ahenaton'un son yıllarında kendisiyle birlikte hüküm süren ve ölümünden sonra "sapkın firavun" gibi hakarete uğrayan Smenhkare olabileceğini ileri sürmüşlerdir. Bu kişi ile, aynı dönemde ortaya çıkmış Neferneferuaten adlı bir diğerinin kimlikleri konusunda büyük tartışmalar olmuştur. Kanıtlara getirilecek en iyi yorum, ikisinin de aynı kişi olduğu ve üç yıllık ortak hükümdarlığı sırasında adını değiştirdiği olacaktır.
1922'de Tutankhamon'un mezarının bulunmasıyla çok önemli ek kanıtlar elde edilmiştir. Tutankhamon'un mumyası, onunla KV55' in yakın akraba olduklarını -ya kardeş ya baba oğul- ortaya çıkarmıştır, ikincisi, mezarda özgün olarak Smenhkare için yapılan ama hiç kullanılmamış çok sayıda nesne vardı: Özellikle Smenhkare'nin iç organları için dört minyatür tabut ve tam boy tabutlarından biri.
Hepsinin üzeri Tutankhamon için kullanılmak üzere yeniden yazılmışsa da, hem kral adlarının bulunduğu yerde özgün sahibinin izleri vardı hem de tabutların üstündeki yüzler Tutankhamon'un yüzü değildi. Bütün bu nesnelerin Krallar Vadisi'nin 55 numaralı mezarında, bir zamanlar Kiya'ya ait olan malzeme ile temsil ediliyor olması, o mezarın içindekinin Smenhkare olduğuna inanan bazı araştırmacılarca önemli bulunmuştur.
Diğer araştırmacılarsa, mumyanın Ahenaton'a ait olduğunu iddiaya devam etmişlerdir. Çeşitli anatomi uzmanları, 20'yle (Smenhkare'ye daha yakın) 30-40 (Ahenaton'a yakın) arası değişen rakamlar buldukları için mumyanın ölüm yaşına ilişkin tahminler de pek yararlı olmamıştır.
Mezarın tarihine ilişkin pek çok senaryo üretilmiştir. Ortak noktaları mumyanın, artık her kimse, Ahenaton'un inşa ettirdiği Thebes'in 300 kilometre kuzeyindeki yeni başkent Tel el-Amarna'da gömülmüş, sonra kentin terk edilmesinin ardından çıkartılıp KV55'e taşınmış olduğudur.
İKİ ÇÖZÜM
Tutankhamon'un hükümdarlığının yarısına doğru Amarna başkentlikten çıkarılmış ve onun ölümünden sonra da terk edilmişti. Böylece KV55'in kuruluşu Tutankhamon'un hükümdarlığının ortalarıyla mührünün geçerliğini kaybetmiş olacağı gömülmesine kadar geçen zaman içinde bir noktada gerçekleşmiş olmalıdır.
Bir görüşe göre Smenhkare ve/veya Ahenaton ve onunla birlikte Amarna'da gömülmüş annesi Tiy, hükümet kenti terk eder etmez KV55'e taşınmışlardır. Mezarın içindekileri böyle hasara uğratanların ya 19. Hanedan'ın anti-Atoncu kralları ya da IX. Ramses'in memurları olduğu sanılmaktadır. Belki de firavunun yandaki mezarının inşası sırasında KV55, bir kere daha keşfedilmiştir.
Bu senaryoya göre Tiy'in cesedi çıkartılıp başka bir yere gömülmüş ve türbesinin bir kısmı tek açık giriş koridoruna takılıp sıkışınca orada bırakılmıştır. Bir mumya daha çıkarılmış ve kalanının kimliğini gösteren işaretler de silinmiş olabilir. Mezar kapatılmadan önce türbedeki Ahenaton resimleri silinmiş ve mezarın son sakini orada ebedi bir karanlığa terk edilmiştir.
Bir başka seçenek de, bu taşıma işinin Tutankhamon'un ölümünden sonra ama gömülmesinden önce yapılmış olmasıdır. Ahenaton'un anıtlarının daha Tutankhamon'un yaşadığı sıralarda imhasına başlandığı artık açıkça anlaşılmaktadır. Tahtta Ahenaton'un oğlunun bulunması gerici güçleri frenlemiş olmalıdır. Ancak Tutankhamon'un ölümüyle bu baskı yok olmuş olacaktır.
Bu senaryoya göre KV55'teki ceset daha ilk baştan adsız olarak bu yeni mezarına yerleştirilmiştir. Sonra gerçekleşen dağınıklık da IX. Ramses'in ekonomik sıkıntılarla geçen iktidarında mezarın yeniden keşfedilmiş olmasının sonucudur. Altın peşinde olan memurlar altın eşyayı oradan çıkarmak istemişler, sonra türbenin bir kısmının giriş geçidini tıkamasıyla girişimleri yarıda kalmıştır.
BİR ÇÖZÜM MÜ?
Mumyanın Ahenaton'a ya da Smenhkare'ye ait olması durumunda her iki temel senaryo da uygulanabilir ama geriye iki temel soru kalmaktadır: Bir kral neden bir kadının gayet süslü bir biçimde değiştirilmiş tabutuna konulmuştur ve kendi tabutu ne olmuştur?
Yapılan değişiklikler tabutun yazılarının Atoncu metinlerini değiştirmemiştir, bu da tabutun bir firavunun gömülmesi için Ahenaton'un iktidarında hazırlandığını göstermektedir. Ahenaton ölümünden çok önce tamamlanmış bir dizi tabuta sahip olmalıydı ve tunlar da mutlaka kendisi için kullanılmıştır. Ancak daha önce de gördüğümüz gibi, Smenhkare kendisi için en azından bir tabut ha-zırlatmışsa da bunun içinde gömülmemiş, onun tabutu genç kral Tutankhamon için kullanılmıştır.
Smenhkare daha sonra Neferneferuaten adını almışsa da, koyu bir Atoncu değildi. Cenaze levazımatı tümüyle gelenekseldi ve tapınağında geleneksel tanrıların başı olan Amon'a tapılırdı. Ancak onun, Atoncu devrimin başı olan babası Ahenaton daha yaşarken öldüğü anlaşılmaktadır.
Ahenaton'un Aton dışında tanrılara karşı hoşgörüsüzlüğü -ki, çoktanrılı anıtları imha etmesinde görülmektedir- gözönüne alındığında Smenhkare'nin kendisi için hazırladığı geleneksel malzemeyle gömülmesine izin vermemiş olması mümkündür.
Eğer bu böyle olmuşsa, o zaman mumya ve iç organları için farklı kaplar gerekecekti. O zaman da bir zamanlar Kiya'ya ait olan "dini açıdan doğru" malzeme genç kral için değiştirilmiş ve cenazesinde kullanılmıştır. Cesedi Amarna'da Kraliçe Tiy'in türbesine yakın bir mezara konulmuştur. Mumya son olarak da buradan Krallar Vadisi'ne taşınmıştır.
Şu anda Kahire Müzesi'nde yalnızca KV55 tabutunun kapağı bulunmaktadır. Alt kısmının çürümüş kalıntılarında olması gereken altınlarının, Birinci Dünya Savaşı sırasında müzeden çalındığı anlaşılmaktadır. Bu altınlar, daha sonra Almanya'da ortaya çıkmıştır. Doğrulanmamış haberlere göre burada Smenhkare'nin sağlam bir kartuşu da bulunmaktadır. Sorunun bu yanının, tabutun altı sonunda gerçek sahibi olan Kahire Müzesi'ne iade edildiğinde çözümlenmiş olacağı umulmaktadır.
Mısır deyince ilk akla gelen kadın adlarından olan Nefertiti de Ahenaton'un karısıydı. Ahenaton başşehri Tel el-Amarna'ya taşıdığında, Nefertiti de altı kızıyla birlikte oraya taşınmış ve kocası gibi yalnızca yeni tanrı Aton'a tapınmaya başlamıştı.
Amerikalı Theodore M. Davis'in Thebes'deki Krallar Vadisi'nde yaptığı kazılarda 1907 Ocak ayında bir mezar bulundu. Burası Mısır'daki mezarların çoğu gibi karışık ve hasarlıydı ama bu kere bunun nedeni mezar soyguncuları değil, anlaşıldığı kadarıyla eski çağlardaki resmi faaliyetlerin sonucuydu. Mezarı o hale neyin getirdiği sorusu Mısırbilimciler'i yaklaşık yüz yıldır meşgul etmiştir ve günümüzde bile en az araştırmacı sayısı kadar da "çözüm" vardır.
Resmi numarası KV55 (Krallar Vadisi 55) olan mezar bir merdiven, bir koridor ve bir tek odadan oluşmaktadır. Mezarın çevresinde dağınık duran pek çok eşya vardır. Bunlardan en büyüğü, aslında III. Amenophis'in karılarından biri olan Kraliçe Tiy'in lahdinin çevresi için oğlu Ahenaton (ÎÖ 1353-1335) tarafından yaptırılmış olan türbenin sökülmüş parçalarıdır.
Ahenaton, Mısır'ın geleneksel dinini kaldırıp yerine Aton olarak bilinen bir tek güneş tanrısına tapınmayı getirdiği için "sapkın firavun" olarak bilinir. Odanın çevresine dört koruyucu tılsım ("sihirli tuğla") yerleştirilmiştir ve bunların birinde de firavunun adı yazılıdır. Odanın kuzey duvarındaki bir nişte, kapaklı dört küp Ahenaton'un küçük eşi Kiya'nın iç organlarının saklanması için konulmuş ama üzerlerindeki yazılar silinmiştir. Mezarın döşemesi üzerinde bulunan kil mühür izlerinde Ahenaton'un halefi Tutankhamon'un (İÖ 1333-1323) adı yazılıdır.
ESRARENGİZ MUMYA
Mezardaki en önemli şey Kiya için yapılmış ama bir kral için değiştirilmiş olan tabuttur. Ancak bu kralın adı, her geçtiği yerde silinmiş ve tabutun altın yüz maskesi çıkartılmıştır. Tapınak da benzer biçimde hasar görmüş, Ahenaton'un resimleri ve adları çıkarılmıştır. Tabutun içinde rutubet yüzünden çok kötü hasar görmüş bir mumya vardı.
Tabutu ilk inceleyen bilim adamları, çökmüş kasıkları nedeniyle bunun bir kadın cesedi olduğunu ilan ettiler, Davis de bunun üzerine mezarı "Kraliçe Tiy'in Mezarı" olarak adlandırdı. Ancak bu adı taşıyan kitabı çıktığında, daha ayrıntılı bir inceleme sonunda cesedin bir erkeğe ait olduğu anlaşılmıştı. Evrensel kanıya göre bu Ahenaton'un mumyasıydı. Ölümünden sonra anısı lanetlendiği için tabuttaki ve tapmaktaki adlan silinmiştir.
Ancak başka araştırmacılar ise, mumyanın Ahenaton'un son yıllarında kendisiyle birlikte hüküm süren ve ölümünden sonra "sapkın firavun" gibi hakarete uğrayan Smenhkare olabileceğini ileri sürmüşlerdir. Bu kişi ile, aynı dönemde ortaya çıkmış Neferneferuaten adlı bir diğerinin kimlikleri konusunda büyük tartışmalar olmuştur. Kanıtlara getirilecek en iyi yorum, ikisinin de aynı kişi olduğu ve üç yıllık ortak hükümdarlığı sırasında adını değiştirdiği olacaktır.
1922'de Tutankhamon'un mezarının bulunmasıyla çok önemli ek kanıtlar elde edilmiştir. Tutankhamon'un mumyası, onunla KV55' in yakın akraba olduklarını -ya kardeş ya baba oğul- ortaya çıkarmıştır, ikincisi, mezarda özgün olarak Smenhkare için yapılan ama hiç kullanılmamış çok sayıda nesne vardı: Özellikle Smenhkare'nin iç organları için dört minyatür tabut ve tam boy tabutlarından biri.
Hepsinin üzeri Tutankhamon için kullanılmak üzere yeniden yazılmışsa da, hem kral adlarının bulunduğu yerde özgün sahibinin izleri vardı hem de tabutların üstündeki yüzler Tutankhamon'un yüzü değildi. Bütün bu nesnelerin Krallar Vadisi'nin 55 numaralı mezarında, bir zamanlar Kiya'ya ait olan malzeme ile temsil ediliyor olması, o mezarın içindekinin Smenhkare olduğuna inanan bazı araştırmacılarca önemli bulunmuştur.
Diğer araştırmacılarsa, mumyanın Ahenaton'a ait olduğunu iddiaya devam etmişlerdir. Çeşitli anatomi uzmanları, 20'yle (Smenhkare'ye daha yakın) 30-40 (Ahenaton'a yakın) arası değişen rakamlar buldukları için mumyanın ölüm yaşına ilişkin tahminler de pek yararlı olmamıştır.
Mezarın tarihine ilişkin pek çok senaryo üretilmiştir. Ortak noktaları mumyanın, artık her kimse, Ahenaton'un inşa ettirdiği Thebes'in 300 kilometre kuzeyindeki yeni başkent Tel el-Amarna'da gömülmüş, sonra kentin terk edilmesinin ardından çıkartılıp KV55'e taşınmış olduğudur.
İKİ ÇÖZÜM
Tutankhamon'un hükümdarlığının yarısına doğru Amarna başkentlikten çıkarılmış ve onun ölümünden sonra da terk edilmişti. Böylece KV55'in kuruluşu Tutankhamon'un hükümdarlığının ortalarıyla mührünün geçerliğini kaybetmiş olacağı gömülmesine kadar geçen zaman içinde bir noktada gerçekleşmiş olmalıdır.
Bir görüşe göre Smenhkare ve/veya Ahenaton ve onunla birlikte Amarna'da gömülmüş annesi Tiy, hükümet kenti terk eder etmez KV55'e taşınmışlardır. Mezarın içindekileri böyle hasara uğratanların ya 19. Hanedan'ın anti-Atoncu kralları ya da IX. Ramses'in memurları olduğu sanılmaktadır. Belki de firavunun yandaki mezarının inşası sırasında KV55, bir kere daha keşfedilmiştir.
Bu senaryoya göre Tiy'in cesedi çıkartılıp başka bir yere gömülmüş ve türbesinin bir kısmı tek açık giriş koridoruna takılıp sıkışınca orada bırakılmıştır. Bir mumya daha çıkarılmış ve kalanının kimliğini gösteren işaretler de silinmiş olabilir. Mezar kapatılmadan önce türbedeki Ahenaton resimleri silinmiş ve mezarın son sakini orada ebedi bir karanlığa terk edilmiştir.
Bir başka seçenek de, bu taşıma işinin Tutankhamon'un ölümünden sonra ama gömülmesinden önce yapılmış olmasıdır. Ahenaton'un anıtlarının daha Tutankhamon'un yaşadığı sıralarda imhasına başlandığı artık açıkça anlaşılmaktadır. Tahtta Ahenaton'un oğlunun bulunması gerici güçleri frenlemiş olmalıdır. Ancak Tutankhamon'un ölümüyle bu baskı yok olmuş olacaktır.
Bu senaryoya göre KV55'teki ceset daha ilk baştan adsız olarak bu yeni mezarına yerleştirilmiştir. Sonra gerçekleşen dağınıklık da IX. Ramses'in ekonomik sıkıntılarla geçen iktidarında mezarın yeniden keşfedilmiş olmasının sonucudur. Altın peşinde olan memurlar altın eşyayı oradan çıkarmak istemişler, sonra türbenin bir kısmının giriş geçidini tıkamasıyla girişimleri yarıda kalmıştır.
BİR ÇÖZÜM MÜ?
Mumyanın Ahenaton'a ya da Smenhkare'ye ait olması durumunda her iki temel senaryo da uygulanabilir ama geriye iki temel soru kalmaktadır: Bir kral neden bir kadının gayet süslü bir biçimde değiştirilmiş tabutuna konulmuştur ve kendi tabutu ne olmuştur?
Yapılan değişiklikler tabutun yazılarının Atoncu metinlerini değiştirmemiştir, bu da tabutun bir firavunun gömülmesi için Ahenaton'un iktidarında hazırlandığını göstermektedir. Ahenaton ölümünden çok önce tamamlanmış bir dizi tabuta sahip olmalıydı ve tunlar da mutlaka kendisi için kullanılmıştır. Ancak daha önce de gördüğümüz gibi, Smenhkare kendisi için en azından bir tabut ha-zırlatmışsa da bunun içinde gömülmemiş, onun tabutu genç kral Tutankhamon için kullanılmıştır.
Smenhkare daha sonra Neferneferuaten adını almışsa da, koyu bir Atoncu değildi. Cenaze levazımatı tümüyle gelenekseldi ve tapınağında geleneksel tanrıların başı olan Amon'a tapılırdı. Ancak onun, Atoncu devrimin başı olan babası Ahenaton daha yaşarken öldüğü anlaşılmaktadır.
Ahenaton'un Aton dışında tanrılara karşı hoşgörüsüzlüğü -ki, çoktanrılı anıtları imha etmesinde görülmektedir- gözönüne alındığında Smenhkare'nin kendisi için hazırladığı geleneksel malzemeyle gömülmesine izin vermemiş olması mümkündür.
Eğer bu böyle olmuşsa, o zaman mumya ve iç organları için farklı kaplar gerekecekti. O zaman da bir zamanlar Kiya'ya ait olan "dini açıdan doğru" malzeme genç kral için değiştirilmiş ve cenazesinde kullanılmıştır. Cesedi Amarna'da Kraliçe Tiy'in türbesine yakın bir mezara konulmuştur. Mumya son olarak da buradan Krallar Vadisi'ne taşınmıştır.
Şu anda Kahire Müzesi'nde yalnızca KV55 tabutunun kapağı bulunmaktadır. Alt kısmının çürümüş kalıntılarında olması gereken altınlarının, Birinci Dünya Savaşı sırasında müzeden çalındığı anlaşılmaktadır. Bu altınlar, daha sonra Almanya'da ortaya çıkmıştır. Doğrulanmamış haberlere göre burada Smenhkare'nin sağlam bir kartuşu da bulunmaktadır. Sorunun bu yanının, tabutun altı sonunda gerçek sahibi olan Kahire Müzesi'ne iade edildiğinde çözümlenmiş olacağı umulmaktadır.
Mısır deyince ilk akla gelen kadın adlarından olan Nefertiti de Ahenaton'un karısıydı. Ahenaton başşehri Tel el-Amarna'ya taşıdığında, Nefertiti de altı kızıyla birlikte oraya taşınmış ve kocası gibi yalnızca yeni tanrı Aton'a tapınmaya başlamıştı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









